ERBAŞ: KALKINMA İÇİN YENİ BİR ÇIKIŞ YOLUNA YENİ BİR HİKAYEYE İHTİYACIMIZ VAR


İŞKUR Aydın İl Müdürü Rahmi Terzi ile SGK Aydın İl Müdürü Zeynep Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda işverenlere istihdam teşviklerle ilgili ayrıntılı bilgiler paylaşıldı.

 Paylaş

Didim Ticaret Odası Aytaç-Nurullah Kocabıyık Kültür Merkezi’nde düzenlenen istihdam teşvikleri toplantısına Didim Kaymakamı Mehmet Türköz, Didim Ticaret Odası Başkanı Hilmi Erbaş, Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Şerif Erul, Şoförler Odası Başkanı Savaş Cengiz, Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali İhsan Kubaliç, Didim Ticaret Odası Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve işverenler katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan ev sahibi Didim Ticaret Odası Başkanı Hilmi Erbaş katılımcıları selamladı.

Ekonominin çok ciddi sıkıntılardan geçtiği bu günlerde istihdam seferberliği toplantısı ile hem işverenlerimizin sorunlarına derman olmak hem de işsiz insanlarımıza iş bulmak noktasında böyle bir teşvik düzenlemesi yapılmış durumda bu teşvik düzenlemesinin detaylarını birazdan sayın müdürlerim arz edecek o konuda teknik detaylara girmek istemiyorum diyen Erbaş konuşmasına şöyle davam etti.

“Ama şu kadarını ifade etmek istiyorum Türkiye’nin 2018 büyüme rakamları geçen hafta içerisinde açıklandı ve o büyüme rakamlarıyla gördük ki Türkiye’de işsizlik oranı artmış durumda. Büyümede de arzu ettiğimiz seviyede değiliz. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde büyümeye ihtiyacı var. İstihdamı büyütmesi için istikrarlı bir büyüme sağlaması gerekiyor. Büyüme için üretime ihtiyacımız var. Üretim için yatırıma ihtiyacımız var. Yatırım için; yatırımcıya, sermayeye ve nitelikli insan kaynağına ihtiyacımız var. Ben bu vesile ile istihdam ve yatırımla ilgili görüşlerimi üç beş cümleyle ifade etmek istiyorum. Özellikle son üç yüz yıldır bu coğrafyada yaşananlar olarak maalesef bir kısır döngü içerisinde olduğumuzu, arzu ettiğimiz seviyeye çıkamadığımızı gösteriyor. Bugün 2018 büyüme rakamları ve kişi başına gelir hesabına baktığımız zaman aslında 2007 yılına, yani 11 yıl önceki rakamlara döviz bazında döndüğümüzü görmüş bulunmaktayız. Demek ki önümüzdeki dönemde Türkiye olarak yeni bir çıkış yolu yeni bir hikâye yazmaya ihtiyacımız var. Bu noktada şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki kendi ülkemizin vatandaşı Amerika’da yaşayan Daron Acemoğlu “Ulusların Düşüşü” diye bir kitabı var, Nobel’e aday gösterildi. Okumayanlara özellikle tavsiye ederim. Orada bir şeyin altını çiziyor. “Gelişmemek, kalkınmamak, refah ülkesi olmamak hiçbir toplumun kaderi değil” bizim de kaderimiz değil arkadaşlar. Eğer biz bugünkü halimize, doğudan, Sahra Altı Afrika’sından ve daha geri kalmış ülkelerden bakarsak memnun olabiliriz. Ama bizler bu coğrafyada yaşayan kadim bir milletin temsilcileri olarak çok daha yüksek seviyeleri hedeflemek zorundayız. Daron Acemoğlu dünyada bir başucu kitabı olarak gösterilen kitabında şunu ifade ediyor. Ulusların gelişmesi kalkınması, refaha ulaşmasında inancın, coğrafyanın, ırkın faktörel olarak etkisi ihmal edilebilecek kadar düşüktür. Yani bu coğrafyada bizim gelişmememizin sebebi ne inancımız, ne ırkımız, ne de coğrafyamız. Çok basit bir şekilde iki örnek vererek dikkatinizi oraya çekmek istiyorum.

Bir tanesi Doğu Almanya – Batı Almanya. İkisi de aynı ulustan, aynı inançtan insanlardı ve aynı coğrafyayı paylaşıyorlardı. Fakat ekosistemleri farklıydı. Yönetim sistemi, eğitim sistemi farklıydı. Biri son derece müreffehti, diğerinden çok daha güçlü bir ekonomiye sahipti. Ekonomileri arasında 20 kat fark vardı. Berlin duvarı diye tabir edilen sınır kalkınca yeni bir kalkınmayı inşa ettiler. Diğer örnek ise Güney ve Kuzey Kore. Biliyorsunuz 50’li yıllarda bir savaş yaşadılar biz de o savaşta şehitler verdik. Onlar da aynı toplumdan oluşuyor ve aynı inanç aynı coğrafya ve aynı kültürü paylaşıyor. Fakat onların da ekosistemleri farklılıklar var ve bugün ekonomileri ve kalkınmışlık seviyeleri arasında uçurum var.

Bizlerin Ülkemiz ekonomisini büyütmek üzere iyi bir ekosistem kurmak için üç şeye ihtiyacımız var.

Birinci olarak ciddi bir eğitim reformuna ihtiyaç var. Ülkemizi 22. Yüzyıla hazırlayacak, ilköğretimden yükseköğrenime kadar yeniden bir eğitim modeli geliştirmeye ihtiyacımız var. Pansuman değil, bakış açımızı topyekûn değiştirecek, Hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk yaptığı gibi köklü bir reforma ihtiyacımız var. Araştıran, sorgulayan, eleştiren, merak eden, ön açan, farklı düşünceleri çıkarmayı sağlayan felsefeye ihtiyacımız var. Nitelikli iş gücünü arttırmaya ihtiyacımız var. Bunu yapamazsak önümüzdeki 10 yıllarda gelişmiş ülkelerle rekabet edemeyeceğiz. OECD’nin yürüttüğü PİSA testleri göstermektedir ki ülkemiz öğrencileri fen bilimlerinde, matematikte, okuduğunu anlamada 40’In üzerinde bir sırada yer almaktadır.

İkinci olarak Kültürümüzü yeniden inşa etmeye ihtiyacımız var. 3000 yıldır bu coğrafyada inşa ettiğimiz kadim kültürümüz örselendi. Sonradan empoze edilen popüler kültürden ayıklayıp kendi öz değerlerimizi tekrar bulup çıkartarak ve evrensel kültür ile birleştirerek yeniden bir kültür inşa etmeye ve eğitim reformunu bununla bütünleştirerek tamamlamaya ihtiyacımız var.

Üçüncü olarak da güçlü bir demokrasi inşa etmeye ihtiyacımız var. Ham madde ve doğal kaynaklar yönünden değil de üretim ile zenginleşen Gelişmiş ülkeler incelendiğinde Demokrasi ve evrensel nitelikte hukuk ve güçlü bir yargı sistemine sahip olduğunu, güçlü bir sivil topluma, evrensel standartlarda basın özgürlüğüne sahip olduğunu gözlemleyebiliriz.

Elbette bu saydıklarıma başkaca unsurlar da eklenebilir.

Bunu başarmış ülkeler çok açık bir iki örnek verilirse Bugün Konya’nın yüzölçümüne eş değer olan 17 milyon nüfusa sahip Hollanda’nın ihracatı bizim dört katımız, 50 milyonluk Güney Kore’nin ihracatı bizim dört katımız.

Arkadaşlar, nüfusu bizim onda birimiz olan İsrail’in son beş yılda geliştirdiği startup projelerinin ekonomik değeri 47-48 milyar dolar, bizim ise startup projeleri değerimiz 1.2 milyar dolar. Bu farkı nüfusa oranlarsak Türkiye’nin 480 – 500 milyar dolar olması lazımdı.

Ülkemizi geleceğe hazırlamak için önümüzdeki on yılda demokrasi, eğitim sistemi ve kültür inşasında reformlar yapmalıyız.

Teşvikler bazen gerekebilir ama unutulmamalıdır ki güçlü bir demokrasi, bağımsız bir hukuk ve kültürel bir bütünlük olmadığında kalkınma için gökten para da yağdırsanız sonuç mümkün değildir” diyerek konuşmasını tamamladı.

Erbaş’ın ardından konuşma yapan Didim Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Şeref Erul da katılımcıları selamlayarak toplantının işverenlerimize önemli katkılar sağlayacak düzenlemeler hakkında olduğunu belirtti. Tüm işverenlerin bu teşviklerden faydalanmasını arzu ettiklerini vurguladı.

Didim Kaymakamı Mehmet Türköz de istihdam seferberliği kapsamında açıklanan teşviklerin önemli düzenlemeler içerdiğini belirterek ticaret erbabının bundan fayda göreceğini belirtti.

Konuşmaların ardından SGK Aydın İl Müdürü Zeynep Yılmaz ve İŞKUR Aydın İl Müdürü Rahmi Terzi işverenlere istihdam teşviklerle ilgili bilgiler paylaştı.



istihdam, erbaş,

Diğer Haberler